İnsanların içimde gezinmeyişinin üstünden çok uzun zaman geçmişti. Unutur olmuştum neredeyse insan elinin sıcaklığının kapı kollarımda gezinişinin verdiği hissi. Çok oldu merdivenlerimde ayak sesleri duyulmayalı. Mutfağımdan iştah açıcı kokular gelmiyordu ne zamandır. Köşelerimde örümcekler ağ kurmaya başladığı, duvarlarımın küf tutmaya doğru yol aldığı günlerdi...
Sonra bir gün her şey değişti. Çok yalnızdım ve onlar geldi. Tüm güzel düşünceleri değiştirdi bir anda her şeyi.
Ufak ufak tamir edip, temizlediler her yanımı. Sildiler geçen günlerin izlerini.
Mis gibi yemek kokularının yayılmasıyla başladı her şey... Öyle etkileyici kokulardı ki bunlar bıraktım dört bir yanıma sinsinler diye...
Gelip giden çoğaldı zamanla yemekler satılmaya başlandı. Ücret karşılığı dostluk alınıp para üstü olarak sevgi verildi. Nice dostluklar, arkadaşlıklar kuruldu sevgiyle ikram edilen yemekler eşliğinde. Öğrencilerin kahkahalarıyla çınladı küçük odanın camları ve bahçemin duvarları. Orta oda ne çok iş konuşmalarına şahitlik etmiştir kim bilir. Genç, yaşlı, işçi, memur, öğrenci farklı hayatları buluşturuyor şirin bahçem.
Çiçek kokularıyla yemek kokuları birbirine karıştı. Durur gibi oldu sanki zaman geçip giden günlere rağmen eskimiyor hiçbir tahtam; oysa ne çok kişi geçiyor üzerimden.
O kadar mutluyum ki! Bu büyü hiç bozulmasın. Hiç durmasın müzik, eksilmesin gün ışığı pencerelerimden.
Vakit yeniden doğmaya vuruyor galiba durmasın duvarımdaki saatim!
ONLAR OLDULAR ARTIK YELKOVANIM AKREBİM...
Filiz AYDIN
|